Orbital dekompresyon cerrahisi, göz arkasındaki basıncı azaltmak ve gözün öne doğru çıkıklığını düzeltmek amacıyla yapılan özel bir göz çevresi ameliyatıdır. En sık tiroid göz hastalığı olan hastalarda gündeme gelir.
Tiroid göz hastalığında göz arkasındaki kaslar, yağ dokusu ve bağ dokuları şişebilir. Orbita adı verilen kemik boşluk sınırlı bir alandır. Bu alandaki dokuların hacmi arttığında göz küresi öne doğru itilir. Bu durum gözlerde büyüme, dışarı çıkma, kapakların tam kapanmaması, kuruluk, çift görme ve nadiren görme siniri basısı gibi sorunlara yol açabilir.
Orbital Dekompresyon Cerrahisi Nedir?
Orbital dekompresyon, gözün içinde bulunduğu kemik boşluğun yani orbitanın hacmini artırmak için yapılan cerrahi bir işlemdir. Ameliyat sırasında orbitanın bazı kemik duvarları kontrollü şekilde açılır veya göz arkasındaki fazla yağ dokusunun bir kısmı çıkarılır.
Amaç, göz arkasındaki dokulara daha fazla alan sağlamak ve göz küresinin daha geriye yerleşmesine yardımcı olmaktır.
Bu ameliyat sayesinde:
- Gözün öne doğru çıkıklığı azaltılabilir.
- Göz arkasındaki basınç düşürülebilir.
- Göz kapaklarının kapanması kolaylaşabilir.
- Kornea yüzeyinin açıkta kalması azaltılabilir.
- Görme siniri üzerindeki bası hafifletilebilir.
- Yüz ifadesi daha doğal hale getirilebilir.
Orbital dekompresyon yalnızca estetik amaçlı bir işlem değildir. Bazı hastalarda görmeyi korumak için gerekli olabilir.
Orbita Nedir?
Orbita, göz küresinin içinde bulunduğu kemik boşluktur. Göz, bu boşluğun içinde kaslar, sinirler, damarlar ve yağ dokusu ile birlikte yer alır.
Orbita sert kemik duvarlarla çevrili olduğu için, göz arkasındaki dokular şiştiğinde bu dokuların genişleyebileceği alan sınırlıdır. Bu nedenle hacim artışı olduğunda göz çoğu zaman öne doğru itilir.
Orbital dekompresyon cerrahisinde temel mantık, bu sınırlı alanı genişletmek ve göz arkasındaki basıncı azaltmaktır.
Orbital Dekompresyon En Sık Hangi Hastalarda Yapılır?
Orbital dekompresyon cerrahisi en sık tiroid göz hastalığı olan hastalarda uygulanır. Tiroid göz hastalığı, Graves hastalığı ile ilişkili olarak göz çevresindeki dokuların iltihaplanması ve şişmesiyle ortaya çıkabilir.
Bunun dışında daha nadir olarak bazı tümörler, travmalar, doğumsal orbita problemleri veya göz arkasında basınç artışına yol açan farklı hastalıklar nedeniyle de orbital dekompresyon gerekebilir.
Ancak günlük pratikte orbital dekompresyon denildiğinde en sık akla gelen durum tiroid göz hastalığına bağlı göz çıkıklığıdır.
Kimlere Orbital Dekompresyon Cerrahisi Yapılır?
Orbital dekompresyon her tiroid göz hastasına yapılan bir ameliyat değildir. Cerrahi kararı hastalığın şiddetine, göz çıkıklığının derecesine, görme sinirinin etkilenip etkilenmediğine, göz yüzeyinin durumuna ve hastanın şikâyetlerine göre verilir.
Orbital dekompresyon şu durumlarda gündeme gelebilir:
- Belirgin göz çıkıklığı
- Gözleri tam kapatamama
- Göz yüzeyinde kuruluk ve kornea hasarı riski
- Görme siniri basısı
- İlaç tedavisine rağmen devam eden ciddi bulgular
- Göz arkasında basınç hissi
- Yüz ifadesinde belirgin değişiklik
- Hastalık sakinleştikten sonra kalıcı proptozis
- Göz kapağı ve şaşılık cerrahisi öncesinde göz pozisyonunun düzeltilmesi ihtiyacı
Bazı hastalarda ameliyat görmeyi korumak için acil veya erken dönemde yapılabilir. Bazı hastalarda ise hastalık sakinleştikten sonra daha planlı şekilde uygulanır.
Proptozis ve Ekzoftalmi Ne Demektir?
Proptozis, göz küresinin normalden daha önde durması anlamına gelir. Ekzoftalmi de benzer şekilde gözün dışarı doğru çıkık görünmesini ifade eder.
Hastalar bu durumu genellikle şu şekilde tarif eder:
- “Gözüm büyümüş gibi görünüyor.”
- “Eski fotoğraflarıma göre gözlerim daha dışarıda.”
- “Gözlerimi tam kapatamıyorum.”
- “Yüz ifadem değişti.”
- “Sürekli şaşkın veya yorgun görünüyorum.”
Bu durum yalnızca görünümü etkilemez. Göz yüzeyinin açıkta kalmasına, kuruluğa, batmaya, kızarıklığa, ışık hassasiyetine ve kornea problemlerine de neden olabilir.
Orbital Dekompresyon Görmeyi Nasıl Korur?
Tiroid göz hastalığında bazı hastalarda göz arkasındaki şiş dokular görme sinirine baskı yapabilir. Görme siniri, gözden beyne görüntü ileten ana sinirdir. Bu sinirin bası altında kalması ciddi bir durumdur.
Görme siniri basısı geliştiğinde hastada şu bulgular ortaya çıkabilir:
- Görmede azalma
- Renkleri soluk görme
- Görme alanında daralma
- Göz arkasında basınç hissi
- Göz hareketleriyle ağrı
- Görme kalitesinde hızlı bozulma
Bu durumda orbital dekompresyon, göz arkasındaki basıncı azaltarak görme siniri üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçlar. Bu nedenle bazı hastalarda orbital dekompresyon estetik değil, görmeyi koruyucu bir ameliyattır.
Orbital Dekompresyon Cerrahisi Nasıl Yapılır?
Orbital dekompresyon cerrahisi farklı tekniklerle yapılabilir. Hangi tekniğin seçileceği hastanın göz çıkıklığının derecesine, hastalığın nedenine, göz kaslarının durumuna, sinüs anatomisine ve cerrahın planlamasına göre değişir.
Temel olarak üç yaklaşım vardır:
- Kemik duvar dekompresyonu
- Yağ dokusu dekompresyonu
- Kombine dekompresyon
Kemik duvar dekompresyonunda orbitanın bazı kemik duvarları kontrollü şekilde açılır. Böylece göz arkasındaki dokular komşu boşluklara doğru yer değiştirebilir ve göz üzerindeki basınç azalır.
Yağ dokusu dekompresyonunda göz arkasındaki fazla yağ dokusunun bir kısmı çıkarılır. Bu yöntem özellikle yağ dokusu artışının ön planda olduğu hastalarda tercih edilebilir.
Kombine dekompresyonda ise hem kemik duvar açılması hem de yağ dokusu azaltılması birlikte yapılabilir.
Hangi Orbita Duvarları Açılabilir?
Orbital dekompresyon sırasında farklı kemik duvarlar hedeflenebilir. Bunlar hastanın ihtiyacına göre seçilir.
En sık kullanılan alanlar şunlardır:
- Medial duvar
- Alt duvar
- Lateral duvar
- Dengeli dekompresyon yaklaşımları
- Yağ dokusu dekompresyonu
Medial duvar, orbitanın burun tarafındaki iç duvarıdır. Alt duvar, orbitanın maksiller sinüsle komşu olan taban kısmıdır. Lateral duvar ise şakak tarafındaki dış duvardır.
Her duvarın sağladığı dekompresyon miktarı ve olası etkileri farklıdır. Bu nedenle cerrahi planlama kişiye özel yapılmalıdır.
Endoskopi Yardımlı Orbital Dekompresyon Nedir?
Bazı orbital dekompresyon ameliyatlarında endoskopik yöntemlerden yararlanılır. Endoskopik yardım, özellikle medial duvar ve sinüslerle ilişkili alanlarda cerraha daha geniş görüş sağlayabilir.
Endoskopi yardımlı yaklaşımlarda göz hastalıkları uzmanı ve kulak burun boğaz uzmanı birlikte çalışabilir. Burun içinden endoskopik görüntüleme ile sinüs tarafı değerlendirilirken, göz çevresinden yapılan yaklaşımla orbital duvarlara ulaşılabilir.
Bu yöntem, özellikle medial orbital duvarın kontrollü şekilde açılması gereken hastalarda tercih edilebilir. Amaç, hem etkili dekompresyon sağlamak hem de cerrahi alanı daha güvenli şekilde görmektir.
Transkarünküler Yaklaşım Nedir?
Transkarünküler yaklaşım, gözün iç köşesindeki karünkül bölgesinden yapılan bir cerrahi girişimdir. Bu yaklaşımda ciltte dışarıdan görünen belirgin bir kesi olmadan medial orbital duvara ulaşılabilir.
Medial orbital duvar, tiroid göz hastalığında dekompresyon için sık kullanılan alanlardan biridir. Transkarünküler yaklaşım, uygun hastalarda hem fonksiyonel hem de kozmetik açıdan avantaj sağlayabilir.
Ancak her hasta bu yaklaşım için uygun değildir. Cerrahi yöntem hastanın anatomisine, hastalığın şiddetine ve cerrahi hedefe göre belirlenir.
Ameliyat Öncesi Değerlendirme Nasıl Yapılır?
Orbital dekompresyon öncesinde ayrıntılı göz muayenesi ve görüntüleme yapılır. Amaç, göz çıkıklığının derecesini, göz kaslarının durumunu, sinüs anatomisini, görme sinirini ve göz yüzeyini değerlendirmektir.
Ameliyat öncesi değerlendirmede şunlar incelenebilir:
- Görme keskinliği
- Renkli görme
- Görme siniri muayenesi
- Göz tansiyonu
- Göz hareketleri
- Çift görme varlığı
- Göz kapağı pozisyonu
- Göz yüzeyi ve kornea durumu
- Hertel ekzoftalmometre ölçümü
- Orbita BT veya MR görüntüleme
- Tiroid hormonları ve antikorlar
- Genel anestezi açısından sistemik değerlendirme
Bu değerlendirme, cerrahi planın güvenli ve kişiye özel yapılması için önemlidir.
Ameliyat Ne Kadar Sürer?
Orbital dekompresyon ameliyatının süresi uygulanan tekniğe, tek göz veya iki göz yapılmasına, açılacak duvar sayısına ve ek işlemlere göre değişir.
Bazı hastalarda yalnızca tek taraflı cerrahi yeterli olabilirken, bazı hastalarda iki göz için planlama yapılabilir. İki taraflı ameliyatlar aynı seansta veya ayrı seanslarda yapılabilir.
Ameliyat genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir.
Ameliyat Sonrası İlk Günlerde Neler Olur?
Orbital dekompresyon sonrası göz çevresinde şişlik, morluk, hafif ağrı, basınç hissi ve sulanma görülebilir. Bu bulgular genellikle ilk günlerde daha belirgindir ve zamanla azalır.
Ameliyat sonrası dönemde hastaya göre değişmekle birlikte şu durumlar görülebilir:
- Göz çevresinde morluk
- Kapaklarda şişlik
- Gözde sulanma
- Hafif batma veya yanma
- Burun tarafında dolgunluk hissi
- Geçici bulanık görme
- Geçici çift görme artışı
- Göz hareketlerinde hassasiyet
Bu bulguların önemli bir kısmı iyileşme sürecinin doğal parçasıdır. Ancak görmede belirgin azalma, şiddetli ağrı, ani şişlik artışı veya yoğun kanama gibi durumlarda hemen doktora başvurulmalıdır.
İyileşme Süreci Nasıldır?
İyileşme süreci kişiden kişiye değişir. İlk günlerde şişlik ve morluk daha belirgin olabilir. Genellikle ilk birkaç hafta içinde belirgin rahatlama olur. Gözün nihai pozisyonunun ve dokuların tam olarak oturması ise daha uzun sürebilir.
Genel olarak:
- İlk birkaç gün dinlenme önerilir.
- Başın yüksekte tutulması şişliği azaltabilir.
- Doktorun önerdiği damla ve ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.
- Burun temizliği ve sümkürme konusunda dikkatli olunmalıdır.
- Ağır egzersizlerden bir süre kaçınılmalıdır.
- Kontrol muayeneleri aksatılmamalıdır.
Ameliyat sonrası takip, en az ameliyat kadar önemlidir. Çünkü göz pozisyonu, çift görme, göz yüzeyi ve kapak durumu zaman içinde yeniden değerlendirilir.
Orbital Dekompresyon Sonrası Göz Ne Kadar Geri Gider?
Orbital dekompresyon sonrası gözün ne kadar geriye gideceği hastadan hastaya değişir. Bu miktar; göz çıkıklığının derecesine, hangi duvarların açıldığına, yağ dokusu çıkarılıp çıkarılmadığına ve hastanın orbital anatomisine bağlıdır.
Bazı hastalarda birkaç milimetrelik gerileme yeterli olurken, bazı hastalarda daha fazla dekompresyon gerekebilir.
Burada amaç yalnızca sayısal olarak gözü geriye almak değildir. Asıl hedef; göz yüzeyini korumak, görme siniri üzerindeki basıyı azaltmak, kapak kapanmasını kolaylaştırmak ve yüz ifadesini daha doğal hale getirmektir.
Orbital Dekompresyon Sonrası Çift Görme Olur mu?
Orbital dekompresyon sonrası çift görme gelişebilir veya mevcut çift görme değişebilir. Bunun nedeni, ameliyat sonrası göz kaslarının pozisyonunun ve orbitadaki doku dağılımının değişmesidir.
Bazı hastalarda çift görme geçici olabilir. Bazı hastalarda ise kalıcı hale gelebilir ve prizmatik gözlük veya şaşılık cerrahisi gerekebilir.
Çift görme riski; hastalığın şiddetine, göz kaslarının ameliyat öncesi durumuna, yapılan dekompresyon miktarına ve kullanılan cerrahi tekniğe göre değişir.
Bu nedenle ameliyat öncesinde çift görme varlığı dikkatle değerlendirilmelidir.
Orbital Dekompresyonun Riskleri Nelerdir?
Her cerrahi işlemde olduğu gibi orbital dekompresyon cerrahisinin de bazı riskleri vardır. Bu riskler hastanın durumuna, cerrahinin kapsamına ve kullanılan tekniğe göre değişebilir.
Olası riskler şunlardır:
- Kanama
- Enfeksiyon
- Göz çevresinde şişlik ve morluk
- Geçici veya kalıcı çift görme
- Göz hareketlerinde kısıtlılık
- Göz kapağı pozisyonunda değişiklik
- Gözde kuruluk veya batma
- Sinüslerle ilişkili şikâyetler
- Uyuşukluk veya his değişikliği
- Görmede azalma
- Görme siniri hasarı
- Beyin omurilik sıvısı kaçağı
- Ek cerrahi ihtiyacı
Ciddi komplikasyonlar nadirdir; ancak orbital dekompresyon, göz ve sinüs anatomisine yakın çalışılan hassas bir cerrahidir. Bu nedenle ameliyatın bu konuda deneyimli ekipler tarafından yapılması önemlidir.
Ameliyat Sonrası Başka Cerrahiler Gerekebilir mi?
Evet. Tiroid göz hastalığında tedavi bazen aşamalı olarak planlanır. Orbital dekompresyon, bu sürecin yalnızca bir basamağı olabilir.
Bazı hastalarda daha sonra şu cerrahiler gerekebilir:
- Şaşılık cerrahisi
- Göz kapağı çekilmesi cerrahisi
- Alt göz kapağı düzeltme ameliyatı
- Göz kapağı estetiği
- Göz yüzeyini korumaya yönelik işlemler
Genel yaklaşımda önce gözün pozisyonu düzeltilir, ardından gerekiyorsa çift görme ve göz kapağı problemleri ele alınır. Ancak bu sıra her hastada aynı olmak zorunda değildir.
Orbital Dekompresyon Estetik Bir Ameliyat mıdır?
Orbital dekompresyon bazı hastalarda görünümü belirgin şekilde iyileştirebilir. Gözlerin daha doğal pozisyona gelmesi, yüz ifadesinin yumuşaması ve kapakların daha rahat kapanması estetik açıdan da olumlu sonuçlar doğurabilir.
Ancak bu ameliyat yalnızca estetik bir işlem olarak düşünülmemelidir. Özellikle tiroid göz hastalığında orbital dekompresyon; göz yüzeyini korumak, basıncı azaltmak, kapak kapanmasını kolaylaştırmak ve bazı hastalarda görmeyi korumak için yapılır.
Yani orbital dekompresyon hem fonksiyonel hem de görünüm açısından etkileri olan özel bir cerrahidir.
Orbital Dekompresyon İçin Hastalığın Sakinleşmesi Gerekir mi?
Eğer görmeyi tehdit eden acil bir durum yoksa, orbital dekompresyon genellikle hastalığın aktif inflamatuvar dönemi sakinleştikten sonra planlanır. Çünkü aktif dönemde dokulardaki şişlik ve hastalığın seyri değişmeye devam edebilir.
Ancak görme siniri basısı, ciddi kornea riski veya hızlı kötüleşme varsa cerrahi daha erken dönemde gerekebilir.
Bu nedenle karar hastalığın aktivitesine ve aciliyetine göre verilmelidir.
Ne Zaman Doktora Başvurmak Gerekir?
Tiroid hastalığı olan kişilerde aşağıdaki belirtiler varsa göz hastalıkları uzmanına başvurmak önemlidir:
- Gözlerde öne doğru çıkma
- Göz kapaklarını tam kapatamama
- Sürekli kuruluk, batma veya yanma
- Yeni başlayan çift görme
- Göz hareketleriyle ağrı
- Görmede azalma
- Renkleri soluk görme
- Göz çevresinde belirgin şişlik
- Gözlerde asimetri
- Yüz ifadesinde belirgin değişiklik
Özellikle görme azalması, renklerde soluklaşma veya gözleri kapatamama gibi durumlarda değerlendirme geciktirilmemelidir.